Y

Denizin soğuk kollarına atıyor kendini adam. Dizleri, baldırları, kasıkları, beli, göğsü ve omuzları…karanlık su birikintisi sindiriyor bedeni. Yüzü asılı kalıyor yüzeyde. Kırışıklarla kaplı alnı, gri kalın kaşları, içe çökmüş yanakları, mor ince dudakları. Sarı üst dişlerini yalıyor diliyle, damağına yayılan sigara ve ucuz şarap tadı. Soğuk, rahatsız edici soğuk sıkışık ve kalıpsı hissettiriyor. Ayak parmaklarını […]

Read More Y

V

Tanrının avuç içimi yakan küçük okları verdiği tepenin kıyısında oturuyorum. Soluğum boğazımı tırmalıyor, göz kapaklarımın kapanışınıyla karanlığıma düşüyorum. Hayır, karanlık değil. Kendini kandırmandan hoşlanmıyorum. Siyahın içine yayılan kırmızı noktalar, yeşilleri dövüyor. Daha sıkı yumman sadece gözünü acıtır, aptal. Bir karanlığa özlem duyduğunu biliyorum, yaratamazsın. Yaratamayacaksın. Hisset, oradalar. Hiç kaybetmedin. Oradalar göremiyor musun? Tırtıklı doku, acı […]

Read More V

H

“Ben bilmem,” dedi bir kez daha, koyu kahve saçlarını alnından iteleyip kaşlarını çattı, böyle yaparsa kelimeleri süzgeçten geçirip doğru cümleleri kurabilecekmiş gibi. Ama ne kadar kırıştırsa da alnını, kendini kendi gibi ifade edemeyeceğini biliyordu. O yüzden bir konuşmanın orta yerinde dudaklarını dişleyip gözlerini kaçırıyor, sertçe yutkunuyordu. Bazense dinleyicileri şaşkına çevirerek kahkahalar atıyor, dişlerinin arasından küçük […]

Read More H

G

Düz bir çizgi halini almış kırmızısı yoğun parlak dudaklarını yataktakinin ince ayak bileklerine sürttü. Huylanarak içe kıvrıldı minik ayak parmakları, gülümsedi adam. Gömleğinin ilk üç düğmesini açtı, kravatını gevşetti. Odaya loş bir ışık yayan gecenin bekçisine baktı, gri yüzüyle soğuk ve kuşkucu duruyordu. Koyu mor perdeleri biraz daha araladı, yataktakinin beyaz solgun tenindeki mavi yeşil […]

Read More G

F

Sekizinciyi bıraktı masanın üzerine, koyu siyah sıvının parkeyi delip alt kattakileri korkutmasından endişelendim ama o sakindi; ustalıkla soyuyordu derisini yüzünden. Dokuzuncuya yeltendi. Gittikçe daha zor ayırıyordu derisini. Kulaklarının etrafı ve çene altı kısmı zorluyordu soyunmayı. Dokuzuncuyu bıraktı masaya -küçük bir kız çocuğunun narin yüzünü- ve gözlerimi yeni yüzde gezdirdim. Tanıyordum onu. Her sabah koşu yaptığım […]

Read More F

H

Tanrı gözlerini gözlerime dikti, irislerinde okudum kaderimi, kaybedişimin ayak izleriydi göz bebeklerinde gezinen hayal kırıklığı. Ona dokunmak istedim, bedenimi soyunup ulaşmak istedim. Susmamı diledi, kuru dudaklarımı dişlerimle parçaladım, parçalandım. Sıkılmıştı, aciz varlığımın diğerlerinin kaderinde açtığı küçük yaralar adına sabrediyordu bana. Kelimelerini çaldığım için cezalıydım, şeytanın oyununa gelmiş Tanrının zihninde çöreklenmiş imgelere uzanmıştım. Bundan pişman olmadığımı […]

Read More H

J

Jiletin parmak uçlarımdaki soğuk baskısı, sıcak nefesimle buğulanan eskice aynanın yıpranmış ahşap kenarları, birkaç sinek dışkısı ve idrar. Birisi ağlıyor. Salonda mı, hayır yatak odasında olmalı. Bilmiyorum. Bildiklerimi unuttum, bilmediklerimi de bilemiyorum. Nereden başlamalı? Küvetin içinde yüzen eriyik insan parmakları, izmarit, fotoğraflar ve en çarpıcısı: günlerdir aradığım elektrik faturası. “Çamur, buradayım oğlum.” Topal bacağıyla sürünerek dibime […]

Read More J