başaktan örme son

“Burayı öpmemiştim,” fısılda dedim, fısılda ki o duymasın diye fısıldadım dizleri üzerinde oturduğum oğlana, “burayı da öpmemiştim,” dinlemedi ve böyle dedi sadece, yüzümde öpülmedik nokta bırakmamaya yeminliydi. O, avuçlarına konmuş yüzümü öpmeye devam ederken bir elini bulup ellerim arasına çektim ben de, başak demetlerinden örülme ince yüzüklerimiz yan yana geldi. Emek kokuyorsun derdi bana, benim […]

Read More başaktan örme son

M

Siyah gözler, kısık. Başlıyorum. Onunla tam olarak nasıl tanıştığımı ben de bilmiyorum, selam mı demişti bana; gülümsediğim hastalardan biri miydi, bir yakınını kaybettiği için destek olduğum acılı bir adamdı belki? O andaki rolünü anımsayamıyordum, o da o anda özensiz ve rahat olduğunu söylemekten çekinmiyordu. Olasılıklar, olasılıklar ve olasılıklar; olası bir rota çizemediğim duygu durumlu, eylem […]

Read More M

N

Teneke gövdemdeki çirkin, yayvan pas lekelerini ezdi kurşununu akşam yemeği yapmış iki asker, tabutları vardı ayak bileklerine kırmızı ipliklerle bağlı. Dizi dizi nişanları vardı heybetli omuzlarına yaraşır, yığınla pamurcuktan olma heybetli omuzlar, üflesek ezerdik onları. Bir çekim nefes bırakmadılar. Lütfettiler de salyalar sızdıran çirkin, etlice dudaklarından kırıntılar bıraktılar gitmeden önce; çekemedik bordan ciğerlerimize, gülüşleriyle katlettiler […]

Read More N

B

Bosie, benim küçük eşim, sırdaşım. İyi uyu. – “Lusi lusi hubu hup!” Parke üzerinde kayan çıplak ayaklar, neşeli burun sesleri, hafif hafif nükseden ciğer hırıltıları ve marmelat kokusuna karışmış bebek pudrası, çikolata, bisküvi. Geliyordu, küçük. Loş aydınlatmalı, açık kahverenginin baskın çıktığı ve siyah ile fümenin kuşattığı geniş odanın köşesindeki tüm bu koyu renk uyumuyla alay […]

Read More B

Lady Min

Gösterişli parlak avize altında büyük bir masa, üstünde kartlar dağınık; asık suratlı, memnuniyetten uzak kadınların korse içinde sıkışmış belleri kadar ince bir koku var havada, nedeni ise Lady Min’in sandalyesi üzerinde birikmiş birkaç dudak kenarı dökümü rom. Lady Min’in ön dişlerine çarpan kadehin bıraktığı ses var kulaklarımda, şuh kahkahasının içinde çöreklenmiş hüzün yüzünden mahzun olduğum […]

Read More Lady Min

Kamikaze

O, kutsalı olmayan bir adamdı. Bense on yedimde bir çocuk. Üniformam bedenimde iğretiymiş, öyle derdi. Gönüllüler arasında yaşı en küçük olan benim diye beni hep hor gördü, vazgeçeceğimi düşündüğü için eğitim sırasında tüm merakımla gerilere itti. Duyamadım çoğu zaman. Duyamadım ölüm olup düşmanın başına yağmak için cesur olmam gerektiğini. Ama ihtiyacım yokmuş ki, ben aptal […]

Read More Kamikaze

N

Ölü bebek çığlıkları. Kemik üzerindeki et dokunun sıyrılırken havaya bıraktığı yapışkan, nemli ses. Kahve irisleri içinde kalınlaşıp uzayan sarı pigmentler, kıvrılan dudak kenarı. Kısa kesim saçlarıyla mutsuz küçük oğlan çocuğu duvar köşesini mesken edinmiş, sıcak idrarı zeminde kayıyor. Odanın güneyinde bir diğeri: Yüzündeki akne izleriyle, yağlı saçlarını karıştıran genç. Biraz ötesinde orta yaşta, kirli sakallı […]

Read More N