GÖLGE

Gözlerini kaçırdı, bir kez daha. Soğuk parmak uçlarıyla şakaklarını sıvazlarken çarpık bir gülüşü de ağırlıyordu, kuru dudaklarında -gerilip çatlama ihtimalini umursamadan, özensizce- bir kuşun yaralı kanadındaki titreyen tüy gibi acıklı bir görüntü sunuyordu o gülüş. Gözlerini kaçırdı, bir kez daha. Sesler, her yerdeydi. Sesler, çıldırtan iç gıdıklayıcı sesler, yarım kalmış bir şiirin huzursuzluk veren mızmızlanması… […]

Read More GÖLGE

DUT AĞACI BOYUNCA

Alnımdan süzülüp kavisli burnuma yayılan ter damlaları da olmasaydı, sürecekti bakışlarımın anlamı olan inançsızlığım. Ama buradaydım işte, kavurucu güneşin altında bir meczup gibi kaygılı çekingen. Terden sırılsıklam olan ellerim usulca dokunuyor yaşlı dutun pütürlü, kupkuru gövdesine. Parmaklarım geniş gövdesindeki çatlak ve kıvrımlara temas ettikçe yapraklarının arasında gizlenen rüzgar şiddetini arttırıyor. Tanıdı mı beni? Göğüs kafesime […]

Read More DUT AĞACI BOYUNCA

T

“…ve şeytan kızıl gözlerini kızın solgun beyaz teninde gezdirdi. Sevgilim, Mina. Uzat ellerini! diyerek aciz bir katlanışla kemiklerini kırarak küçüldü. Omurgası sırtındaki deriyi patlatarak firar etmiş, kolları sıkı sıkı bacaklarına dolanmıştı.” Anne, babam şeytan mıydı? Öyküyü bölen sesin sahibi ufaklığa baktı kadın. Karanlığın içinde, Ay’ın kutsadığı cılız bir bedenin kahve uzun saçlarla gizlenmiş alevler alan […]

Read More T

MAHİNEV

  “Ey gece ört üstünü şu sefilin!” diye haykırdı ninem, tavan arasında yol alan iri farelerin açık pembe ayaklarındaki beyaz tüyler kadar iç gıdıklayıcı sesiyle. Heybetli gövdesinden sarkık göbeğine yuvalandığım yaşlı kadın, yağmur tarafından yıkanan cesedi, körelmiş dişleri arasında ezercesine o kuru ve rengini yitirmiş dudaklarının arasından şapırtılar koyuverirken gözlerim buruşuk esmer elinin üzerindeki kızıl […]

Read More MAHİNEV

Asmodeus

  Annesinin dalgalanan bedeninden düşeyazan kız çocuğu burun kanadından sızan kanın kokusunda kendine geldi. Parmaklarını kanın izlediği yolda sürerken kuru teninin farkına vardı. Koku hâlâ sızlatıyordu burnunu. Kan yoktu. Kara çarşafın dolandığı birçok kadın bedeninin ter kokusu arasında annesinin terine alışkın çocuk bir yandan kendisine dokunan beyaz elleri izliyor bir yandan da bedenini arkasındaki kadına […]

Read More Asmodeus

MEY

“Günah mı?” dedi bir kez daha, Ferhan. Kırmızı dolgun dudaklarının çocuksu tatlı kıvrımlarına bastırmak istedim parmak ucumu, günah da neymiş demek istedim çenesine burnumu sürterken.  Kalın örgüsünü açıp kara saçlarını yaydı geceme, Ferhan. Koyulaştık, koskoyu bir gecede yıldızlar iri yeşil gözlerindeki sarı, kızıl, kahve harelerdi. “Günah mı?” dedi bir kez daha, Ferhan.  “Olur mu küçüğüm, […]

Read More MEY

ONUR

Kuru dudaklarını ıslatmadan araladı, çatladı morumsu deri, kan sızdı usuldan. Hatırlamıştı. Çatıdan sızan yağmur damlaları okşadı gri saçlarını, hatırlamıştı işte küflü soğuk duvarları tırnaklarıyla kızıla boyarken. Bir inilti koyvererek ayağa kalktı, tutunmayacaktı soğuk duvarlara, asla! Çürüyen derisine baktı, kontrol etti benekleri, elleri solucan derili bacakları varis yuvasıydı, kadınlığıysa çatlak ve kurak. Dişleri, dişleri yoktu. Aptal […]

Read More ONUR