B

Bosie, benim küçük eşim, sırdaşım. İyi uyu. – “Lusi lusi hubu hup!” Parke üzerinde kayan çıplak ayaklar, neşeli burun sesleri, hafif hafif nükseden ciğer hırıltıları ve marmelat kokusuna karışmış bebek pudrası, çikolata, bisküvi. Geliyordu, küçük. Loş aydınlatmalı, açık kahverenginin baskın çıktığı ve siyah ile fümenin kuşattığı geniş odanın köşesindeki tüm bu koyu renk uyumuyla alay […]

Read More B

Lady Min

Gösterişli parlak avize altında büyük bir masa, üstünde kartlar dağınık; asık suratlı, memnuniyetten uzak kadınların korse içinde sıkışmış belleri kadar ince bir koku var havada, nedeni ise Lady Min’in sandalyesi üzerinde birikmiş birkaç dudak kenarı dökümü rom. Lady Min’in ön dişlerine çarpan kadehin bıraktığı ses var kulaklarımda, şuh kahkahasının içinde çöreklenmiş hüzün yüzünden mahzun olduğum […]

Read More Lady Min

Kamikaze

O, kutsalı olmayan bir adamdı. Bense on yedimde bir çocuk. Üniformam bedenimde iğretiymiş, öyle derdi. Gönüllüler arasında yaşı en küçük olan benim diye beni hep hor gördü, vazgeçeceğimi düşündüğü için eğitim sırasında tüm merakımla gerilere itti. Duyamadım çoğu zaman. Duyamadım ölüm olup düşmanın başına yağmak için cesur olmam gerektiğini. Ama ihtiyacım yokmuş ki, ben aptal […]

Read More Kamikaze

N

Ölü bebek çığlıkları. Kemik üzerindeki et dokunun sıyrılırken havaya bıraktığı yapışkan, nemli ses. Kahve irisleri içinde kalınlaşıp uzayan sarı pigmentler, kıvrılan dudak kenarı. Kısa kesim saçlarıyla mutsuz küçük oğlan çocuğu duvar köşesini mesken edinmiş, sıcak idrarı zeminde kayıyor. Odanın güneyinde bir diğeri: Yüzündeki akne izleriyle, yağlı saçlarını karıştıran genç. Biraz ötesinde orta yaşta, kirli sakallı […]

Read More N

Y

Bir ayağı kırık olduğu için duvara yaslı askılıktan açık kahverengi ceketimi aldım. Dışarıda atıştıran kar gözümü korkutmuyor değildi. Ama biliyordum, eğer onu görmeye gitmezsem günü huzursuz kapatacak, gece uyuyamayacaktım. Atkımı aradım dakikalarca…iki gün önce onun soğuktan rengini kaybetmiş bedeninde en dikkat çeken ince boynuna sardığımı unutarak. Fark ettiğimde yersiz bir gülüş oturdu dudaklarıma, koparıp atmak […]

Read More Y

Y

Denizin soğuk kollarına atıyor kendini adam. Dizleri, baldırları, kasıkları, beli, göğsü ve omuzları…karanlık su birikintisi sindiriyor bedeni. Yüzü asılı kalıyor yüzeyde. Kırışıklarla kaplı alnı, gri kalın kaşları, içe çökmüş yanakları, mor ince dudakları. Sarı üst dişlerini yalıyor diliyle, damağına yayılan sigara ve ucuz şarap tadı. Soğuk, rahatsız edici soğuk sıkışık ve kalıpsı hissettiriyor. Ayak parmaklarını […]

Read More Y

V

Tanrının avuç içimi yakan küçük okları verdiği tepenin kıyısında oturuyorum. Soluğum boğazımı tırmalıyor, göz kapaklarımın kapanışınıyla karanlığıma düşüyorum. Hayır, karanlık değil. Kendini kandırmandan hoşlanmıyorum. Siyahın içine yayılan kırmızı noktalar, yeşilleri dövüyor. Daha sıkı yumman sadece gözünü acıtır, aptal. Bir karanlığa özlem duyduğunu biliyorum, yaratamazsın. Yaratamayacaksın. Hisset, oradalar. Hiç kaybetmedin. Oradalar göremiyor musun? Tırtıklı doku, acı […]

Read More V