ex nihilo

O karıma aşık, ben de ona aşığım, onun aşkı koparılmazsa yere düşecek iri bir cennet hurmasının kendini sunmaktaki sabırsızlığından baş vermiş ince çatlaklarından sızan nefis kokulu bal ise benim aşkım o el değmemiş ve değmeyecek cennet hurmasının soğuktan acı kesmiş ve nefis kokusunu tüm hatıralarıyla yitirmiş balına susayan küçük meyve kuşudur; o aşkında ne kadar […]

Read More ex nihilo

gövdemden içeri kız kardeşim zeyd

hişam’ın hangi karısı, koca karının mantar ini sarı tırnaklarını acar eşarbıma kesti bilmem, ben hişam’ın altıncı cariyesiyim, hişam donuna kızıl akanı kokusundan bulur derler buralarda, iyi derler, on üçünü geçemeden avret ve avrat olan kız çocukları sarınır karalara, gariplerim yine de kokularını saklayamazlar, hişam buruşuk bir kabağa benzeyen iri delikli burnuyla alır birbirine bastırılmış bacakların […]

Read More gövdemden içeri kız kardeşim zeyd

fahişe laforêt ve yaktıkları,

ben yananlardanım. – uzun sürmeyecek, madam vanessa birkaç giyim iş tulumu ve yamalı ceketten fazlası etmeyen kıyafetlerimi kızlarına toplatıp attırmış merdivenlerden aşağı, baylar da ayaklar altında ezmiş onları, demem o ki kapı dışarı edildim, taşlarında soysuz ceninlerin uyuduğu tuvaletlerden birinde taş duvara sırt vermiş yazıyorum yeryüzündeki tüm adlarım üzerine yemin ederim ki uzun sürmeyecek, elli […]

Read More fahişe laforêt ve yaktıkları,

küsmüşün kekeme türküsü

korkmaktan korkmuyorum, gecelerden ve ayın kızıl gölgeli yüzünden ve gündüzlerden ve güneşin kırıklarında bakır birikmiş sivri dişlerinden korkmuyorum; perdelerden ve esintilerden ve bana vatansız kadın kardeşlerimin türkülerinden ilham eden lekeli ama hep çıplak duvarlardan korkmuyorum. pirinç yolmaktan da gocunmuyorum, sulara batıp çıkan ayaklarımın nasırlı topuklarını geceleri bir saten çarşafa uzatacağım yok ki kısala kısala kulaklarımın […]

Read More küsmüşün kekeme türküsü

zünnâr ve zerrâk ve zebh

idris dikti hüllemi, bundandır çıplaklığım, cennete uçmağa kuşandım vera, söyle onlara, söyle suya komasınlar adımı, senin adın, adın zerrâk. – eğer, eğer şu eşikten dışarı vurursa gövdem, kime ne sayarım vera, neyimizi dökünürüm, ya o işitenler, kökü abdalların soluğuna urganlı şu dilimizden anlarlar mı? vera, dudakların kıpır kıpır, anlarlar mı dudaklarının içi kokan yâ hûları, […]

Read More zünnâr ve zerrâk ve zebh

a

Kızın saçlarını iki yandan ördüm, beni işitmeye yüreğin var mı? Ne anlatacağımı yine biliyorum, sözü etkili kılmak içinse yaramaz oyunlara soyunmayacağım keza o oyunların adamı da olamadım hiç; sana sedef çiçekli ellerim arasında tuttuğum çiçek bozuğu yüzümle seslendiğimi yazacağım, bu kadar. Ölüm ötesinden, güzgüllerinin eteklerine bülbül bakışları vererek, oyunlar oynamanın adamı olan senin sivri diline […]

Read More a

O

Bir kupa arabasının zemini yağmurla parlak uzun yolda süratle gittiği Paris, arabanın durak noktası Varietes Tiyatrosu, içeride localar boyuna dolu, Marguerite de orada bir locada oturuyor, şu işveli yosma hani, esvaplar içinde kıvrımlanan bedeniyle büyüsel yaratık, hemen yanında da yakışıklı Kont var; sahi ne oynuyor sahnede, takip edemiyorum, ben Marguerite’nin bir kedi gibi sokulgan tavrında […]

Read More O

P

Ne anlatacağımı biliyorum, sözü etkili kılmak için yaramaz oyunlara soyunmayacağım keza o oyunların adamı da olamadım hiç; sana sedef çiçekli ellerim arasında tuttuğum çiçek bozuğu yüzümle seslendiğimi yazacağım, bu kadar. Ölüm ötesinden, güzgüllerinin eteklerine bülbül bakışları vererek, oyunlar oynamanın adamı olan senin sivri diline özlemle sesleneceğim. Sen, kirli sakallarımın tütün kokusuna misk sızdıran, bilir misin […]

Read More P

Lady Min

Gösterişli parlak avize altında büyük bir masa, üstünde kartlar dağınık; asık suratlı, memnuniyetten uzak kadınların korse içinde sıkışmış belleri kadar ince bir koku var havada, nedeni ise Lady Min’in sandalyesi üzerinde birikmiş birkaç dudak kenarı dökümü rom. Lady Min’in ön dişlerine çarpan kadehin bıraktığı ses var kulaklarımda, şuh kahkahasının içinde çöreklenmiş hüzün yüzünden mahzun olduğum […]

Read More Lady Min

N

Ölü bebek çığlıkları. Kemik üzerindeki et dokunun sıyrılırken havaya bıraktığı yapışkan, nemli ses. Kahve irisleri içinde kalınlaşıp uzayan sarı pigmentler, kıvrılan dudak kenarı. Kısa kesim saçlarıyla mutsuz küçük oğlan çocuğu duvar köşesini mesken edinmiş, sıcak idrarı zeminde kayıyor. Odanın güneyinde bir diğeri: Yüzündeki akne izleriyle, yağlı saçlarını karıştıran genç. Biraz ötesinde orta yaşta, kirli sakallı […]

Read More N