Öne çıkan

a

Kızın saçlarını iki yandan ördüm, beni işitmeye yüreğin var mı? Ne anlatacağımı yine biliyorum, sözü etkili kılmak içinse yaramaz oyunlara soyunmayacağım keza o oyunların adamı da olamadım hiç; sana sedef çiçekli ellerim arasında tuttuğum çiçek bozuğu yüzümle seslendiğimi yazacağım, bu kadar. Ölüm ötesinden, güzgüllerinin eteklerine bülbül bakışları vererek, oyunlar oynamanın adamı olan senin sivri diline […]

Read More a

H

Üç kuruş var delik olmayan cebimde, karımın zor günler için naftalin kokulu basmaları-fistanları arasına gömdüğü iki kuruştan bir övünümlük onur fazla param var, zor günler içinmiş demek, yatak sererken düşürdüğü iki kuruşu bağrına basıp alma onları dedi karım, alma düşürürsün dedi, zor günler için saklarım da dedi, patates suyuna ekmek bandığımız gecenin sonunda dedi ya […]

Read More H

O

Bir kupa arabasının zemini yağmurla parlak uzun yolda süratle gittiği Paris, arabanın durak noktası Varietes Tiyatrosu, içeride localar boyuna dolu, Marguerite de orada bir locada oturuyor, şu işveli yosma hani, esvaplar içinde kıvrımlanan bedeniyle büyüsel yaratık, hemen yanında da yakışıklı Kont var; sahi ne oynuyor sahnede, takip edemiyorum, ben Marguerite’nin bir kedi gibi sokulgan tavrında […]

Read More O

P

Ne anlatacağımı biliyorum, sözü etkili kılmak için yaramaz oyunlara soyunmayacağım keza o oyunların adamı da olamadım hiç; sana sedef çiçekli ellerim arasında tuttuğum çiçek bozuğu yüzümle seslendiğimi yazacağım, bu kadar. Ölüm ötesinden, güzgüllerinin eteklerine bülbül bakışları vererek, oyunlar oynamanın adamı olan senin sivri diline özlemle sesleneceğim. Sen, kirli sakallarımın tütün kokusuna misk sızdıran, bilir misin […]

Read More P

Y

Kadın tehlikeli dendi, sürüklediği kabarık eteklerinin pilelerinde umudunu yudumladığı kuru dudaklar işliymiş, kadın tehlikeli ve onun mat, soluk benzinde utancı pembeden gül yaprakları açtıracak olan yalnızca bir dizi kanlı katliamdır dendi; başını salladı adam. Kurşuni gökyüzünde kendi gibi boyuna asi bir rüzgar buldu mu ince askıları tepesi çilli omuz başlarından düşeyazmış daracık elbiseleri ve yüzünü […]

Read More Y

başaktan örme son

“Burayı öpmemiştim,” fısılda dedim, fısılda ki o duymasın diye fısıldadım dizleri üzerinde oturduğum oğlana, “burayı da öpmemiştim,” dinlemedi ve böyle dedi sadece, yüzümde öpülmedik nokta bırakmamaya yeminliydi. O, avuçlarına konmuş yüzümü öpmeye devam ederken bir elini bulup ellerim arasına çektim ben de, başak demetlerinden örülme ince yüzüklerimiz yan yana geldi. Emek kokuyorsun derdi bana, benim […]

Read More başaktan örme son

M

Siyah gözler, kısık. Başlıyorum. Onunla tam olarak nasıl tanıştığımı ben de bilmiyorum, selam mı demişti bana; gülümsediğim hastalardan biri miydi, bir yakınını kaybettiği için destek olduğum acılı bir adamdı belki? O andaki rolünü anımsayamıyordum, o da o anda özensiz ve rahat olduğunu söylemekten çekinmiyordu. Olasılıklar, olasılıklar ve olasılıklar; olası bir rota çizemediğim duygu durumlu, eylem […]

Read More M